Manevi Hayat

22/10/2009 - Efendimizin Doğumunda Satih Kıssası - Ateşin Sönmesi Ve Kisrâ Ey

 

İbni Ebî'd Dünya ve diğerleri Alî b. Harb et-Tâî, Ebû Ya'la, Ey-yûb b. İmrân el-Becelî, Mahzûm b. Hânî el-Mahzûmî isnadiyla yüzelli yaşlarına varmış olan babası Hanî'nin şöyle dediğini anlatır; Rasülullahın doğduğu gece olunca, İran kiralı Kisrâ'nm saray eyvanı sarsıldı. Ondört tane balkonu çöktü. Sava gölü çekilip kurudu. [1]   İran'ın   (Mecûsî dininin söndürülmeden yakılan) ateşi söndü. İBundan önce bin yıldır hiç sönmemişti. Ateş perest liderleri (rüyala­rında) cins arap atlarını çekip götüren çetin develer görmüşler; Dicle |je önü kesilip o ülkelere taşmıştı.

İran kiralını eyvanının durumu korkutmuş olduğundan, cesur gö­rünmek için buna sabırlı olmak arzu ettiysede, sonra bu durumu ve­zirlerinden ve ateşgede âlimlerinden gizlemenin faydasız olduğu ka-naatına varıp tacını giyip tahtına oturup onları toplantıya çağırdı. Yanında toplandıkları zaman onlara

-Size ne için haber saldığımı biliyormusunuz? dedi, Onlarda;

"Hayır! Bize Kıral haber vermeden bilemeyiz" dediler. İşte onlar bu durumda iken kendilerine Mecusilik ateşinin söndüğünü bildiren yazı geldi. Kiralın iyice tasası arttı. Alimlerden biri kirala;

-Allah  kirala  iyilik  versin;  "Ben   bu  gece  rüyamda  gördümki"

diyerek gördüğü rüyayı anlattı. Kıral da ona; Yâ Mûbezân (yâ âlim anlamında)! Bu ne oluyor? dedi. O da; Bu arap tarafında olacak bir hadisedir, diye cevap verdi. Bu ateşperest­lerin içlerinde en bilgini olanı idi. İşte durum bu hali alınca Kisra;

"Kırallar kiralı Kisrâ'dan Nu'man b. Münzir'e ! Bana derhal dile­diğimi sorabileceğim birini gönder" diyen bir mektup saldı. Nu'man da ona Abdü'l Mesih b. Hayyân b. Bukayle el-Gassanî'yi yolladı. Adam gelince Kisra ona;

-Dilediğim soruya cevap verecek ilim gücün varmı? diye sordu. O da, "Kıral bana soracağını sorsun. Bende buna dair bir bilgi varsa cevap veririm, yoksa onu bilen birini kendine haber veririm." diye cevap verdi. Kıral, gördüğü rüyayı anlatınca Abdü'l Mesih;

-Bu sorduğun şeyin bilgisi Şam civarında köylerden birinde otu­ran ve Satih denen dayımda var, dedi. Kıralda;

-Ona git, sana sorduklarımı sor ve bana cevabını getir! dedi.

Bunun üzerine bineğine atlayıp yola koyuldu ve Salih'in yanına geldi ki O ölüm döşeğindeydi. Ona selam verip, "Hayyâkallah" dedi. Lakin Satih hiç cevap vermedi. Bunun üzerine Abdü'l Mesih şiir in şadına başlayarak şunları okudu;

1- Sağırmı olundu yoksa Yemen seyyidlerimi duyuyor. Yahut ölüm karşısına çıkıp acele onu kaptıda öldümü?

2- Ey zor işleri ayırd eden, üzüntülü yüzlerden tasayı kaldıran (kişi) (Bu Ölüm) kimleri nice faziletli insanları da bitkinleştirdi.

3- Sana Senen oğullarından kabilenin şeyhi geldi. Annesi Zi'b b. Hacen oğullarından, Mavi (gözlü) keskin dişli haberlere kulağını ver­en (şeyh geldi.)

4- Ak benizli bedeni ve elbisesi geniş (cömert) Acem kiralının el­çisi ihtiyaçları için yürüyüp gelen.

5- Beni neşesinden yanyan giderek yeryüzünde dolaştıran bir dişi deve, Beni taşlı sert yerden kaldırıp bir başka taşlığa indiriyor..

6- Sanki (Hicazdaki) Seken dağı vadisinden çikarılmişcasına ne gök gürültüsünden nede zamanın musibetlerinden korkar.

7- Hatta göğüsten de (belden aşağısı), inciktende soyulmuş olarak geldi. Artık onu rüzgârla, yumuşak toprakla sert toprak kefenliyor.

Bunun üzerine Satîh dediki;

-Abdül Mesih. (Süratli bir deve üzerinde) Satih'a geldi. Satîh ise kabire ulaşmış halde idi. Abdü'l Mesih'e "Seni Sasanî kiralı gönderdi. Tâki bana gelipte saray eyvanının (balkonlarının) çöküşü ateşin sö-nüşü ve din adamalarının rüyada gördüğü arab atlarını yenen deve­lerin, diclenin önü kesilip etrafına taştığının yorumunu sorasın." diye yolladı.

"Ey Abdü'l Mesih! Tilavet çoğaldığında, âsa sahibi ortaya çıktı­ğında, Semâve vadisi taştığında, İranın ateşi söndüğünde artık Şam Satîh'in Şam'ı olmayacaktır. İran'da yıkılan balkon sayısı kadar kıra! ve kıraliçeler hükümran olacak. Olacak herşey olacaktır." dedi.

Sonra Satih orada ruhunu teslim etti; Abdü'l Mesih şöyle diyerek kervana döndü:

1- Acele et! Çünkü  sen  paça sıvama azmini  kaçıracaksın. Seni sakın ayrılık ve değişiklik Ürkütmesin.

2- Eğer  Sasâni   kıralları  onları  terketmişse  bile,  Dehrin   Sahibi (Allah)'ın nice denirlerde tasarrufatı, vardır.

3- Kimbilir belki öyle bir menzile vardılarki., onlara saldırmaya aslanlar aslanı bile korkar olmuştur.

4- Sarhın kardeşi, Behram ile kardeşleri Hürmüzan, Sâbûr ve Sâ-bûrda bunlardandır.

5- İnsanlar (anaları ayrı) bir baba evladıdır. Kimin daha az oldu­ğunu anladilarmı artık o kahredilmiş ve terkolunmuştur.,

6- Eğer bir dikeni  batar görürlersede, hemen bir anadan doğma evlad oluverirler. İşte bu kişide ğayb ile korunup desteklenmiştir.

7- Hayirda,  serde  birbirine  bir bağ ile  kelepçelenmiştir.  Hayrın ardından gidilir, Şer, ise mahzurludur.

Abdûlmesih,   Kisrâ'nm   yanma  geldiğinde  Satîhin  sözlerini  ona aktardı. Bunun üzerine Kisra ona;

-Ohooo, bizden ondört kıral daha ne zamana kadar hüküm süreçekte sonra bunlar olacak dedi.

Onlardan tam on tanesi sadece dört yıl hükümdarlık yapabildiler. Geri kalanlarda Hz. Osman (r.a.)'m hilafetinin son zamanlarına ka­dar ancak hükmedebildiler.

(Zehebi- hüküm olarak)  İşte bu haber hadis âlimlerince kabul edilmeyen garib bir hadistir.[2]

Bekkâî'ye varabilen bir sened ile İbni fshak şöyle anlatıyor;

-Yemen kiralı Rabîa b. Nasr Yemenin (Tubbâ) adı verilen meşhur kiralları arasında sayılırdı. Bir gün bir rüya görerek korkup paniğe kapıldı. Ülkesinde toplamadik ne kâhin ne sihirbaz ne müneccim ne­de gaibden kuş uçurarak haber veren adam bıraktı. Onlara; "Ben be­ni korkutan bir rüya gördüm. Bana bunu ve yorumunu anlatın" dedi onlarda

-Anlatta sana ne olduğumu söyleyelim, dediler Oda;

-Eğer ben onu size haber verecek olursam yapacağınız yoruma güvenemem. Çünki onun yorumunu ancak onu bilen yapabilir, dedi.

Bunun üzerine kirala şöyle denildi; "Eğer kıral bunun gerçeğini bu şekilde bilmek istiyorsa Satîh ile Şıkk (yarım) denen alimlere adam göndersin.[3] "Çünkü bu ikisinden daha bilgini yoktur."

Bunun üzerine oda onlara adam saldı. Satîh Şakktan önce geldi. Kıral ona; i;Ben karanlıktan çıkan bir ateş parçası gördüm. Engin, sahil bir araziye indi. Başı olan her yaratığı yedi. (yaktı). O rüyadan yanlış birşey anlatmadım. Sence yorumu ne?" dedi. O da;

-İki siyah taşiık arasındaki ile yemin ederimki onlar Haneş oğul-

lanndandır. Elbette arazinize  HabeşlÜer inip Ebyen  denen  yerden Cürüş e kadar olan kısmı ele geçireceklerdir, dedi.

Bunun üzerine kıral; "Ya Satîh! Baban için, bu bizim için pek ağır pek acıklı! Bu ne zaman olacak, benim zamammdamı, yoksa benden sonramı?" diye sorar. Satîh de ona;

-Belki senden bir hayli sonra altmış veya yetmiş yıldan daha fazla. Sonra bunlarla çarpışılacak ve kaçarak çıkıp gidecekler, dedi.

Kıra! "Peki onların çıkarılmalarını kim yönetecek?1' deyince Sa­tîh;

Zîyezem oğlu İram (asıl adı seyf) onlara doğru Aden'den gelip Yemene kimseyi bırakmayacak, dedi. Kıral;

-Bu durum devam edip gidecekmi?, diye sorunca; Aksine, kendine yüce zâttan vahi gelen temiz bir peygamber ile kesilecek" dedi.

-O kimlerden olacak? deyince,

-Malik b. Nadr'ın oğlu Fihr'in evlatlarından. Kavminin hüküm­ranlığı dünyanın sonuna kadar sürecek dedi. Kıral;

-Dünyanın sonu olacakmı? deyince Satîh dediki: 'Tabi, O gün ilk ve sonlar bir araya gelecek iyiler mesûd, kötüler mahzun olaca­klar."

-Bana verdiğin haber gerçekmi? deyince Satîh "'Şafağa ve çöken karanlığa, tam aydınlanan sabaha yemin olsun sana verdiğim haber­ler doğrudur." dedi.

Daha sonra kiralın yanına Şıkk'ta geldi. Kıral önada Satih'e sor­duğu gibi sordu, ve ikisinin sözleri tutacakmı tutmayacakmı diye Sa-tih'in cevabını gizledi. Şıkkta şöyle dedi.;

-Ben karanlıktan bir ateş kömürünün çıkıp Ravda, ile Ekeme arasına düşüp oradaki her canlıyı yediğini gördüm.

Şıkk bunu böyle söyleyince ikisinin sözünün uyduğunu anladı ve içine bir korku düştü Bunun üzerine ailesini hazırlayıp İrak'a yolladı. Onlar için (o zaman Irak'a hükmeden) İran kırallanndan Sâbûr b. Hurrazâd'a bir mektup yazdı. O da onları Hiyre denen yerde yerleş tirdi. İşte Nu'man b. Münzir bu Rabiâ b. Nasr'ın evlatlarının devamı­dır. Onun Yemen Nesebindeki soyu şöyledir: Numan b. Münzir b. Nu'man b. Münzir b.Amr b. Adiy b. Rabî'a b. Nasr.[4]

[1] Sava Mu'cemü"l  Büldanın verdiği bilgiye göre 3/179. Tahran (eski  Rey) ile Hemedan arasında bir şehirmiş.

[2]Taberî 1/459 Beyhakî Delâil 1/12 Ebû Nûaym Delâil 1/139 El- Vefa 1/97 Mevahib-i Ledûnniyye 1/121 İbni Kesîr el- Bidaye 2/268 Ikdü'I Ferîd 2/29.30 Ravdu'l Unf 1/29 İbni Hişam siresinde bu kıssaya işaret eder, yer yer tekrarlarsada şiirleri vermez.

[3] Süheylî'nin Ravdü'I Unf'ta 1/27, bildirdiğine göre bu âlime Şakk denmesi bir eli bir ayağı ve bir gözü olmamasındandır.

[4] İbni Hişam 1/15-16-17

      İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, Cantaş Yayınları: 1/100-106

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/10/2009 - Efendimizin Sünnet Olması

 

Veİîd b. Müslim Şuayb b. Ebî Hamza, Ata el-Horasâni, İkrime isnadıyla sevkettiği haberinde İbni Abbas (r.a.)tan; "Abdül Muttalibin Peygamberimizi doğumunun yedinci günü sünnet ettirdiğini onun için bir sünnet kütüğü döktürdüğünü [1] ve Muhammed adını verdiğini an­latır.

İşte bu rivayet İbni Sa'dın tabakatmda Yunus b. el Mekkî. Hakem b. Eban el-Adenî, İkrime, İbni Abbas (r.a.) isnadıyla babası (Efendi­mizin Amcası) Abbas (r.a.)tan naklettiği;

"Peygamber (r.a.) sünnetli ve göbeği kesilmiş olarak doğdu. Bu durum Abdül Muttalib'i hayrette bıraktı, onun yanında iftihar etti ve bu oğlum çok büyük bir adam olacak'' dedi. Şeklindeki haberden daha sahihtir.[2]

Bu rivayetle Süleyman b. Seleme el-Habâirî, Yunus isnadı ile ona tabi oiur. Ancak Yunusla Hakem arasına Osman b. Rabbî es-Sudâî'yi sokar.

Şeyhimiz Dimyâtî derki; Ebû Bekre'nin "Peygamber (s.a.v.)i kalbi­ni temizlediğinde bizzat Cebrail sünnet etmiştir" dediği rivayet olunur.[3]

Derimki: Bu münker bir haberdir. [4]

[1] "Kütük döktürme" Sünnet düğünü yemeği demektir. Bu kelime Toros türk-çesinde hâlâ canlılığını koruduğu için buraya aynen aldım. Esasende "Medübe" kelimesinin izahsız tercemesi budur.

[2] İbni Sa'd 1/103 Ebû Nuaym 1/154 Beyhakî Delâil 1/114, Tehzîb'i Tarih'i Dımışk 1/282 İbni Kesir'de el Bidâye ven Nihayede 2/265 "bunun sıhhati şüphelidir" der.

[3] Ebû Nûaym Delâil 1/135; İbni Asâkir Tehzîb-i Tarih'i Dımışk.

[4] İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, Cantaş Yayınları: 1/93-94

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/10/2009 - Efendimizin Dünyaya Gelişi

 

Bize Ebû'l Meali Ahmed b. İshak, Ahmed b. Ebî'I Feth ve Feth b. Abdillah, ikilisi, Muhammed b. Ömer el Fakîh, Ebû'l Hüseyin Ahmed b. Muhammed b. en Nakkûr, Ali b. Ömer el Harabı, Ahmed b. Hasen es-Sofî, Yahya b. Maîn, Haccac b. Muhammed, Yûnus b. ebî İshak, Babası,  Saîd  b.  Cübeyr isnadı  ile İbni Abbas (r.a.)ın  "Nebi  (s.a.v,) tam olarak Fil olayı günü doğmuştu" dediğini haber verdi.[1] Bu sahih bir haberdir.

İbni İshak anlatıyor; Bana Muttalib b. Abdillah b. Kays b. Mah-rame babası yolu ile dedesi Kays b. Mahrame b. el Muttalibin "Ben ve Allah Rasülü Fil harbi senesi doğduk" dediğini haber verdi.[2] Ha­beri Tirmizî de nakledip" bunun isnadı hasendir" demiştir.

İbrahim b. MUnzir el Hızâmi anlatıyor. Bize Süleyman en Nev-felî, babası aracılığıyla Muhammed b. Cübeyr b. Mut'ım in, "Rasü-lüllah (s.a.v.) Fil yılı doğdu. Ukaz fil hadisesinden on beş yıl sonray­dı. Beytuîlah da fil yılından itibaren yirmi beşinci yılın başlarında tamir gördü. Rasülüllah (s.a.v.)'de fil yılından itibaren kırkıncı yılın başlarında Peygamber oldu" dediğini anlattı.[3]

Şebâb el Usfurî (Halife b. Hayyat) anlatıyor; Bana Yahya b. Mu­hammed, Abdü'l Azîz b. İmrân, Zübeyr b. Mûsâ isnadıyla Ebû'l Huveyris'in Abdülmelik b. Mervan'ı Kabâs b. Eşyem'e; "Senmi büyük­sün Rasülüllah mı?" diye sorarken gördüğünü onunda "O benden büyük, ben ondan daha yaşlıyım" deyip. Abdülmeİikte ona "Sen ne zaman doğdun?" dediğini, onunda; 'Annemin beni kokuşup bozulmuş olan filin gübresinin yanı başında durdurduğunu hatırlıyorum. Rasü­lüllah (s.a.v.) Fil yılı doğmuştu" dediğini anlatır.[4]

Ravi Yahya b. Muhammed Ebû Zükeyr denen adamdır. O ve şeyhi metruktürler, (laflan esas alınmaz)

Mûsâ b. Ukbe, İbni Şihab-ı Zühri'nin "Allah, Muhammed (a.s.)ı Ka'be'nin bina edilişinden sonraki onbeşinci yılın başında peygamber yaptı. Onun doğumu, Peygamber oluşu ve fil yılı ile arasında yetmiş yıl vardır." dediğini anlatır.[5] Halbuki İbrahim b. el Münzir ve diğer­leri ise, "kesin olarak bu yanlıştır. Âlimlerimizden hiç birisi, Rasulallahin fil olayının senesinde doğup bunun kırkıncı yılında olduğun­da şüphe etmiyorlar" der.[6]

Ya'kub el Kummî'nin Ca'fer b. ebi'l Muğire'den nakline göre İbni Ebzâ "Rasulullahın doğumu ile fil olayı arasında on yıl vardır" de­mektedir. Bu senedce kesintili (munkati) bir görüştür."[7]

Bundan daha zayıf olanı, Muhammed b. Osman b. Ebî Şeybe'nin şu rivayetidir. Derki; Bize Ukbe b. Mükrim, Müseyyeb b. Şerik, Şu-ayb b. Şuayb, babası isnadı ile dedesinin "Rasülüllah'a anası Muhar­rem âşurasında gebe kaldı. Eshab-ı fil gazvesinden sonra gelen yirmi üçüncü yılın Ramazanının ön ikinci pazartesi gecesi doğdu" Bu sakıt bir hadistir."[8]

Bundan dahada zayıf olan görüş yalanla itham edilip muhaddis derecesinden düşük biri olan Kelebî'nin Ebû Salih Bâzâm'ın İbni Ab-bas'tan "Rasülüllah {s.a.v.) Fil yılından onbeş yıl önce doğdu" diye yaptığı rivayettir.[9] Bu görüşün yalan olduğunu ortaya koyan İbni Abbas'ın (r.a.) görüşü sahih bir senedle yukarda geçmişti. Halife b. Hayyat "Üzerinde âlimlerin ittifak ettikleri görüş Efen­dimizin fil yılı doğmuş olduğudur" der.[10]

Zübeyr b. Bekkâr anlatıyor; Bize Muhammed b. Hasen, Abdüsse-lâm b. Abdillah yolu ile ilim ehlinden Ma'ruf b. Harbüz ve diğerle­rinin, "Rasülüllah (s.a.v.) fil yılı doğdu. Kureyş "Âlu'llah" diye adla­nıp arablar arasında adı büyüdü. Rebî'ül evvelin on ikinci günü doğ­du. Onun bir ramazanda pazartesi günü şafak sökerken doğduğu da" söylenir."[11]

Ebû Katâde el Ensarî (r.a) anlatıyor; Bedevinin biri Allah Rasü-lüne "Pazertesi günü orucu hakkında ne dersiniz?" Diye sorunca "O benim doğduğum gündür.  Bana vahiy yine o günde geldi"[12] buyurdu. Bunu Müslim rivayet eder.                                                  

Osman b. Abdurrahman el-Vakkâsıy, Zührî aracılığıyla Saîd b. Müseyyeb ve diğerlerinden "Rasüîüllah (s.a.v.)in Rebiü'l evvel ayının pazartesi gecesi gün ağarırken doğduğunu" anlatır.[13]

İ, İbni İshak anlatıyor; Bana Salih b. İbrahim b. Abdürrahman b. Avf, Yahya b. Abdullah b. Abdurrahman b. Es'ad b. Zürâra'nın şöyle dediğini anlattı; "Bana kavmimden dilediğim biri Hassan b. Sabit (r. a.)ın şöyle dediğini anlattı. Ben yeni serpilip gelişen bir çocuk" idim. Yesrib (Medine)'in kalalarından biri üzerinde duran bir Yahudi'yi şöyle derken işittim;

- Ey Yahudi toplumu! gelin gelin!

Yanında toplandıkları zaman onlar "Yazıklar olası, ne bağırıyor­sun ne oldu sana?" dediler O da;

"Bu gece gönderilecek olan Ahmed'in yılıdızı doğdu"[14] dedi. İbni Lehî'a, Halid b. Ebî İmran, Haneş isnadı ile naklettiği habe­rinde İbni Abbas (r.a.) m şöyle dediğini rivayet eder.

"'Peygamberiniz pazartesi günü doğdu, pazartesi günü peygamber yapıldı, pazartesi günü Mekke'den çıktı. Medine'ye pazartesi günü geldi. Mekke'yi pazartesi günü fethetti, Mâide suresi pazartesi günü nazil oldu ve pazartesi günü vefat etti." Bunu t Ahmed, Müsnedinde Fesevî de[15] Tarihinde nakleder.[16]

Şeyhimiz Ebû Muhammed ed Dimyatî eserlerinden biri olan es Sîre'sinde Ebû Cafer Muhammed b. Ali'nin "Allah Rasûlü, Rebîü'l Evvel ayının onuncu gecesi pazartesi günü doğdu. Fil ordusunun Ka' be'yi yıkmaya gelişi bundan önce Muharrem ayı ortalarındaydı" dedi­ğini anlatır.[17]

Ebû Mi'şar Necîh derki; "Efendimiz Rebiûl evvel ayının onikinci gecesi doğdu.[18] Şeyhimiz Dimyâtî ise "Doğru olan Ebû Cafer'in gö­rüşüdür. Maamafih, Onun nisanın yirmisinde doğduğu da söyleniyor" diyor.[19]

Ebû Ahmed el-Hakim; Efendimiz Fil olayından otuz gün sonra doğdu derken bir kısım âlimlerde bun benimsemişlerdir. Ebû Ahmed "kırk gün sonra olduğu da söyleniyor" der.

Derim ki işte ravîlerin otuz yada kırk sene dedikleri yanlışlık buradan kaynaklanıyor. Öyle geliyorki ravi "gün" diye söylemeyi kasdetti ama ağzından "yi!" çıktı.[20]

 

[90] İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, Cantaş Yayınları: 1/84-88

[1] Bu haber silsilesi direk Zehebî'nİn kendi silsilesidir. Haber ona direkt ola­rak şeyhlerinden intikal ediyor. Bunu şeyhi Ahmed b. İshak el-Eberkûhf den dinlemiştir. Bu zat Zehebî'nin M u'c em üş şiiyiihun da (1/37) de 14 nolu terceme ile halini anlattığı aslen Hemedanlı olup sonra Mısıra yerleşmiş bir zattır. Hicri 615 te doğmuş 701 de hac için gittiği Mekkede vefat et­miştir. Zehebî orada "Münafığın alâmeti üçtür." hadisini de bu zat yoluyla rivayet eder.

Ayrıca bu haber için bak İbni Sa'd  1/101 Hakim 2/603 Taberi 1/453 İbni Hibban Sire s.3a Beyhaki Delâil 1/75

[2] Taberî Tarih 1/453 îbni Hişâm 1/159 Tirmizî 3698 Müsned 4/215 Hakim Müstedrek 2/603 Beyhakî Delâil 1/76 Ebû NUaym Delâil sayfa 144 Sü-heyli de RavdıTl Unf'ta bunu sahih sayar.

[3] Beyhakî Delâil  1/78 Tarih-i Halîfe 52..S3 Nevevî Tehzibü'l Esma 1/22..23

[4] Halife b. Hayyat Tarih sayfa 52 ancak Zehebî biraz kısalttığı için ben tercemeyi Halifeninkine göre yaptım. Zehebî isnadının zayıflığını belirtir. Tirmizî aynı hadiseyi 3698 no ile bu soruyu soranın Hz. Osman olduğunu ve Kab'as'ında aynı cevabı verdiğini bildirir. Sonra da, ,,Bu Hasen garib bir hadis olup biz onu sadece Muhammed b. İshak hadisi olarak biliyo­ruz," der. Taberi de olayı Osman b. Affan olarak verir. 1/453 ama aynı yerde Abdü"! Melik b. Mervandanda bu rivayeti İbrahim h Münzir- Ab-dülaziz b. Ebî Sabit yoluyla nakleder.

[5] Tarih-i Halife sayfa 52-53 te Musa b. Ukbe'nin bu görüşünü Zührî'yi söylemeden anlatır. Beyhakî Delâil 1/78

[6] Beyhaki Deiâil 1/78 Tarih'i Halife 53

[7] Beyakî Deiâil 1/79 İbni Kesir el Bidaye 2/262

[8] Tehzib-i Tarih-i Dımışk, 1/281 İbni Kesir el Bidaye 2/261

[9] Tarih-i Halife, sayfa 53

[10] A.g.e. sayfa 53

[11] Bunu henüz bulamadım

[12] Müslim İ160 Müsned  5/297-299 Bevhaki Deiâil 1/72 Beyhakî S. Kiibrâ 4/293-300 Ebû Nüaym Hilye  9/52  Taberî Tarih. Hakim Müstedrek 2/602 Ebû Yala Müsned 1/144 Nesâi 4/207 İbni Mâce 1713 Tirmizî 767 Dâramî 2/18 Abürrezzak 7865 Taberânî  18/113.

[13] Bu haberin senedi munkatıdır. Said b. Müseyyeb sahabi değil Tabiin den­dir.

[14] İbni Hişam 1/59 Beyhaki Deiâil  1/109-110 Hakim 3/486

[15] El Fesevî; Ya'kuh b. Slifyan h Civan el- Farisî el- Fesevî (191-277) Ha-diseİ, Tarihçi ve âlim bir zat; ilim için çok dolaşmıştır. Tarih'i eserlerinin en meşhurudur. Eseri hakkında yazarın önsözünün yedi nolıı dipnotunda bilgi verdim.

[16] Müsned 1/277; Elma'rife vet-Tarih 3/251 Beyhnki Deldi! 1/73 (Daha kısa} İbni Sa'd da aynı isnadla kısa olarak verir. Tabâkât 1/101 Fakat İbni Le-hî'a, ihtiyarlığında bilgileri karıştırdığı için zayıf sayılmıştır.

[17] Zehebî'nin bunu üstadından nakli isnadın ona ulaşması sebebiyle olsa ge­rek. Yoksa Haber İbni Sa'dın Tabakalında (1/100) Vafcîdi kanalıyla nakle­dilir. Ancak isnadı zayıftır. Çünki Vakidî'nin şeyhi Ebû Bekir b. Abdillah h Ebî Sebre her ne kadar Ebû Yusuf tan önce Irak kadısı olup Bedire katılan Ebû Sebre (r.a.)ın torunu isede kendisini Buharî İmam Ahmed, Ebû Dâvûd, Nesâi, Yahya b.Maîn ve diğerleri zayıf sayar. Üstelik Vakıdî ilim denizi bir adam sayılmasına rağmen haberde zayıftır. Bazıları onu sika sayarlarsada bu ilminin genişliğine izafetendir. Bak. Zehebî Mizan 3/622. Ancak Ebû Nûaym'ın Delâil'inde 1/153 (K. no 90) bunu ayrı bir senedle İbni Abbastan nakleder. Oradaki ravi Muallâ b. Abdirrahman yalancıdır.

[18] İbni Sa'd 1/101 İbni İshakta aynı kanaatini tekrarlar ki bu daha önce geçmiştir.

[19] Dimyatî'nin bu Siresi henüz basılmış değildir.

[20] İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, Cantaş Yayınları: 1/88-93

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/10/2009 - İnsanlığın Efendisi’nin Soyunun Beyanı

 
Rasûlullah'ın Soy ve Doğumu İnsanlığın efendisi'nin soyunun beyanı Allah'ın elçisi Muhammed Ebû'l Kasım seyyid'ii mürselîn ve hâtemtlnnebiyyîn (s.a.v.)

Nesebi; Muhammed b. Abdillah b. Abdü'I Muttalib (asıl adı Şey-be dir) b. Haşim, asıl adı (Amr) b. Abdi Menâf asıl adj (Muğire) b. asıl adı (Zeyd) olan Kusay b. Kilab b. Mürre b. Ka'b b. Lüey b. Galib b.Fihr b. Mâlik b. Entadr b. Kinane b. Huzeyme b. asıl adı (Amir) olan Müdrike b. îlyas b. Müdar b. Nizâr b. Maadde b. Adnan. İşte bu Adnan İsmail b. İbrahim (a.s.) in eviatlarındandır ve böyle olduğunda âlimlerin icmasi vardır.[0]   Adnan'dan yukardakiler dedelerinden Adnan ile İsmail (a.s.) arasındakilerde ihtilaf ettiler. Denilirki aralarında do­kuz kimse vardır. Yedi olduğuda söylenir. Bir gurup alimler de böyle nakletmiştir. Fakat bu dedelerinin bir kısmının adlarında ihtilaf etti­ler. İkisi arasında onbeş baba olduğu söylendiği gibi aralarında kırk baba bulunduğuda söylenir ki bu uzak bir ihtimaldir. Bu bilgiler Arab kabilelerinden bir kısmı tarafından anlatılır.

Bu konuda Urve b. Zübeyr şöyle diyor; Adnan'dan yukarıdakiler hakkında da, kahtandan yukarıdakiler hakkında da tahmin edişleri dışında konuyu iyi bilen birini bulabilmiş değiliz."[1]

İbni Abbas derki; Meadde b. Adnan ile İsmail (a.s) arasında otuz tane baba vardır. Lakin bunun ravileri olan Hişam ile babası metrûkturlar.[2] Bu rivayeti meşhur soybilimcisİ Hişam b. el Kelbî ba­bası Ebû Salih aracılığıyla İbni Abbas'tan nakleder.

Yine bu sened ile anlatıldığına göre Efendimiz ecdadını Adnan'a ka­dar sayar orada durur ve "Nesebciler yalan söylediler, Allah Lui Ad, Semud ve Res ahalisini ve bunlar arasında bir çok nesilleri yok ettik" (Furkan 38) buyuruyor, derdi.[3]

Urve'nin beslemesi Ebû'l Esved anlatıyor. Kureyşin soyunu ve şiirlerini en iyi bilen Kureyşli Ebû Bekr b. Süleyman b. Hasme'yi şöyle derken duydum; "Mead b. Adnan'dan yukarısını tanıyan birine ne bir şairin şiirinde nede bir bilginin bilgisinde rastladık."[4]

Hişam b. Kelebi anlatıyor; Ben "Meâd b. Adnan, Meryem oğlu İsa (a.s.) zamanında yaşıyordu." diyen birini duydum.

Ebû Ömer b. Abdi'l Ber derki: Aralarında Abdullah b. Mes'ûd, Muhammed b. Ka'b el Kurazî ve Amr b. Meymûn el Evdî'nin de bu­lunduğu selef alimlerinin bir bölümü. "Onlardan sonrakilere gelince. Onları Allah'tan başka bilen yoktur" (İbrahim 9) ayetini okuduklarında, "soy bilginleri yalan söylediler'" derlerdi. Ebû Ömer b. Abdi'l Berr devamla derki; Bize göre bunun anlamı diğerlerinin anladığı gibi değildir. Allah bilir bunun anlamı 'Adem oğullarını saymaya kalkan kimselerin iddiasını yalanlamak­tır."[5]

Arablarm soylarına gelince, onların geçmiş tarihi günlerini ve soylarını iyi bilen ilim adamları bu kabilelerin asılları ve ileri gelen­lerini tam olarak tesbit ederek gelmişler ama bunların bir takım dal­larında ihtilaf etmişlerdir.

Bu soy bilimcilerinin imamlarına göre bu şöyledir. Adnan b. ÜdUd b. Mukavvim b. Nâhûr, b. Teyrah, b. Ya'rub, b. Yeşcüb, b. Nâ-bit, b. İsmail, b. İbrahim, El-Halil, b. Azer (bunun adı Tareh) b. Nâ-hur, b. Sârûğ, b. Râğû, b. Fâlih, b. Ayber, b. Şâlah b. Erfahşez b. Nûh (a.s) b. Lemmek b. MUteeşlah, b. Hanûh (bu İdris a.s.) b. Yerd, b. Mühlîl, b. Kaynen b. Yâniş, b. Şîs b. Âdem (a.s.)[6]

İşte İbni İshâk in stresinde itimad ettiği budur. İbni İshak'ın tale­beleri bazı isimlerde ihtilaf etmişlerdir.

İbni Sa'd; "Bize göre Adnan'dan İsmail'e kadar olan kısım hak­kında susmak daha iyidir." der.[7]

Selem b. El Ebraş. İbni İshak'ın şöyle dediğini anlatır: "Bu soy yeşcübe kadar aynıdır. Sonra (soy bilginleri) burada ihtilaf ettiler ve birisi Yeşcüb, b. Yâniş, b. Sârûğ, b. Ka'b, b. el Avvam, b. Kayzar, b. Nebt b. İsmail, b. İbrahim (a.s.)" olarak saydı.

İbni İshak derki Onlar İsmaii (b. İbrahim) (a.s.) m ömrünün yüz otuz sene olduğunu ve annesi ile birlikte Kabe'deki Hıcr'a defnedildi­ğini anlatıyor.[8]

Abdü'İ Melik b. Hişâm anlatıyor; Bana Hallâd b. Kurreb. Hâlid es-Sedvesî, Şeyban b. Züheyr aracılığı ile Katade'nin şöyle dediğini anlattı; "İbrahim Halilullah. b. Târih. b. Nahûr, b. Esra', b. Arğû. b. Fâlih, b. Âbir, b. Salih. b. Erfahşez. b. Sâm, b. Nûh. b. Lâmek. b. Mettüşelah, b. Hanûh, b. Yerd, b. Mehlâyil, b. Kayn: b. Enûş. b. Şîs, b. Âdem."[9]

Abdül Münîm b. İdris babası aracılığıyla Vehb b. Münebbih'in İbrahim (a.s.)'ın Tevrattaki soyunu şöyle bulduğunu rivayet ediyor. İbrahim, b. Târih. b. Nâhur, b. Şerûğ. b. Arğu, b. Faliğ. b. Âbir. b. Salih. b. Erfahşez. b. Sam, b. Nuh, b. Lemmek, b. Müteşâlih, b. Hanuh, [İdris (a.s.)] b. Yârd, b. Mehlayıl, b. Kaynân, b. Enüş, b. Şis, b. Âdem (a.s.)[10]

İbni Sa'dın anlattığına göre Hişam b. Kelebi çocukken babasının kendine Nebi (s.a.v.) in soyunu şöyle öğrettiğini haber vermiş:[11] "Muhammed et-Tayyip el-Mübârek, b. Abdillah, b. Abdü'İ Muttalib (bunun asıl adı Şeybete'l Hamd'dır). b. Hâşim (asıl adı Amr), b. Abdi Menâf (ki adı Mugîre idi), b. Kusay (adı Zeyd). b. Kilâb, b. Mürre. b. Ka'b, b. Lüey, b. Gâlib, b. Fihr. b. Mâlik, b. Nadr, b. Kinâne, b. Huzeyme, b. Müdrike, b. İlyâs, b. Mudar, b. Nizâr, b. Meadde, b. Ad­nan".

Babam bana "Meadd ile İsmail (a.s.) arasında otuz tane baba ol­duğunu da haber verdi. Ama onların ne adını bilirdi nede o konuda kesin birşey söyledi."

Derimki; bu isimlerin diğerleri arabca olmayıp bir kısmını yazı ile tesbit bile ancak yaklaşık olarak mümkündür.

"Kendini barındıran sülaîesinide (kendini kur­tarmak için fidye versin)" (meâric ayet 13) ayeti hakkında "Efendi­miz (s.a.v.) in sülâlesi Abdü'İ Muttalib oğulları olan amcalarıylaam­ca oğullarıdırlar. Ana sülalesi Haşimoğullarıdır'' denmiştir. Efendimi­zin oymağı Abdi Menâf oğulları, aşireti Kureyş oğulları, ve kabilesi Kinâne oğulları, Mudar da milleti idi.

Evzaî derki; Bana Şeddâd Ebû Ammar. Vasile b. el Eska'dan Ra-sülüllah (sav) in şöyle buyurduğunu anlattı:

Rasûlullah'ın Soy ve Doğumu "Allah Kinâne'yi İsmail (a.s.)ın evladından seçti. Kureyşi de Ki-nane'den seçti. Kureyş'tende Haşimi seçti. Beni de Haşim oğulların­dan seçti".  Bunu Müslim rivayet etmiştir.[12]

Peygamberimizin annesi Âmine de Vehb b. Abdi Menâf b. Zühre b. Kilâb kızı olup, Kilâb'a soy olarak kocası Abdullah'tan bir adam (bizde bir göbek denir) daha yakındır.

[0] Mesela hak. İbni Sa'd Tabakat 1/55. Uyûnii'l Eser 1/2 NihayetÜ'l İreb 16/3 İbni Hişam 1/11, 13 Taberî 1/516. İbni Kesir el Biılaye ven Nihaye 2/255 İbni Hibban sire sayfa 39 Beyhakî Delâil 1/174 Abdıırrahman h Haris'ten naklettiği bir hadiste bunu bizzat Efendimiz anlatıyor. Ancak hadisin isnadı zayıftır. Fakat İbni Kesir bunu çeşitli riveyetlerle takviye ediyor. Bu takviye hadisteki bir lafız içindir. Yoksa ravi Abdullah Mu­hammed el Kudumî zayıftır.

[1] Urve Hz. Aişenin yeğeni olup İlk sîre yazanlardan biri sayılır.. Bu eserci-ğin bir kısmı rivayet edilmiş olup bir kısmıda basıldı. Ancak Urve'nin bu görüşü diğer eserlerde isnadıyia vardır. İbni Kayyim'de Zâdii'l Meâd, 1/71 de konuyu böyle anlatır. Aynca bak İbni Sa'd /58 Tehzibül Kemal 1/175 Ravdu'l Unf 1/11 El-İnbah ala Kabailir Ruvat 47 El Kamil İbni Hibban.

[2] Taberî bunu 1/517 de kırk kişi olarak verir. Ama rivayet senedini belirt­mez.

[3] İbni  Sa'd   1/28   Kurtubî   9/344   Tehzibül   Kemal   1/176   Zübeyrî     Neseb-i Kureyş 35. Beyhakî Delail  1/179 Taberî a. q. yer.

[4] İbni Sa'd 1/58.

[5] Aynı benzer haber İbni Sa'dda da mevcuttur 1/56.

[6] İbni Hişanı 1/ ve devamı Taberî adı geçen yer. Uyıinü'l Eser 1/22; Bey-hakî Delâil 1/179 Taberanî Sagir 2/62 Hakim 2/465're bunu sahih sayar Zehebî de ona katılır.

[7] Tabakat 1/58

[8] İbni İshak derki Onlar İsmaii (b. İbrahim) (a.s.) m ömrünün yüz otuz sene olduğunu ve annesi ile birlikte Kabe'deki Hıcr'a defnedildi­ğini anlatıyor.

[9] İbni Hişam 1/3 Ancak isim İbrahim değil İsmail ile başlar.

[10] İbni Sa'd bunu Ibnü'l Kelebi tankıyla nakleder 1/59

[10] İbni Sa'd Tabakât 1/55

[11] Müslim 2276 İbni Sa'd î/20 Tirmizî 3606 Buharı Tarih 1/4 Mttsned 4/107 Beyhakî Delail 1/130 Hatib Tarih'i Bağdad, 13/64 Buharî Tarih'i Sağir 1/9 Beğavî Siinne 13/194 Beyhakî Sünen 7/134 İbnî Ebî Şeybe  11/478

[12] İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, Cantaş Yayınları: 1/84-88

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/10/2009 - Üzüntü ve Kederin Tedavisi

Kategori: Dua


Tirmizî'de rivâyet edildiğine göre Hz. Peygamber'i bir durum üzdüğünde: "Ya hayy, ya kayyûm, rahmetinle yardım istiyorum."[Tirmizî. "Duâ", 39.] diye dua ederdi.

Ebû Dâvûd'un Sünen'inde üzüntülü durumlarda Allah Resûlü'nün: "Allah'ım! Rahmetini umuyorum. Beni bir an bile nefsime bırakma. Bütün işimi düzelt. Senden başka hiçbir ilah yoktur."[Ebû Dâvûd, "Edeb", 101.
] şeklinde Allah'a yakardığı rivâyet edilmiştir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Allah katında gerçek din islamdır. (Al-i İmran, 19) Her kim islamdan başka din ararsa, bilsin ki o din kendisinden kabul edilmeyecektir. (Ali İmran Suresi Ayet:85) 'Şüphesiz müminler kardeştirler.' (Hucurat; 10)

Kategoriler

Arkadaşlarım

Özkan Özdemir
medreseizehra
vaktivisal
Blogcu Yardım
nilislam
İsmail Hakkı GÜRGENBURAN
qulistan
metekan
sema1
salihasadik
fzehra
askinadilenciyim
nuruhilal
huzuralemim
sidreimunteha03
huzurdivani
sehadetyildizi
uyanangenclik
furkannfm
nazan28
kurantevhidsunnet
cennetingulleri
- Dabbetül-Arz'ın Zuhuru http://www.ilahiezgi.net/video.asp?video=izle&id=271